22 Aralık 2014 Pazartesi

HOMEOPATİ 'NİN KISA TARİHİ




Homeopati Tarihi ;       Yunanca      homeo=benzer,       pathos=hastalık  

            Bulan  ve uygulayan alman doktor Samuel Hahnemann (1755-1843) dır.







Hahnemann 1779 da tıp okulundan mezun oldu. Döneminin tıp dünyasında ki tedavi yöntemlerini , toksik kimyasallarla tedavi  etme gibi uygulamaları yanlış bulan Hahnnemann, hasta bakmayı bırakarak kimyager olarak çalışmaya ve tıp kitapları tercüme etmeye başladı. 
Tercüme ettiği kitaplar sayesinde tedavide “Benzerlik” kuramını  keşfetti. Onu en çok etkileyen konu ise Güney Amerika’da sıtma vakalarında  kullanılan “kınakına”  bitkisinin etkisi oldu. Kınakına yiyerek,  kınakınanın sağlıklı bir vücutta nasıl sıtma etkisi yarattığını gördü ve kendi vücudundaki sıtma semptomlarını  gözlemledi. Deneylerine ısrarla devam ederek “benzer benzeri tedavi eder” kuramını homeopatinin temel prensibi olarak benimsedi.
Hahnemann’ın yola çıktığı bu kuram, MÖ 5. yüzyılda yaşayan tıp biliminin babası kabul 
edilen  Hipokrat’ın bulup ve geliştirdiği kuramın tamamen aynısı idi. 
“Benzerlik” kuramına  göre sağlıklı insanda belli semptomlara sebep olan bir madde aynı semptomları olan hastaya verildiğinde hastayı tedavi eder. (Çağdaş tıbbın benimsediği kuram ise “Karşıtlar, Zıtlar” kuramıdır.  Örneğin: ishal vakası kabızlık yapan madde ile tedavi edilir.)
Romalılar döneminde daha da geliştirilen ve benimsenen yaklaşım, imparatorluğun çöküşünden sonra ilerleme kaydedemedi. 15. yy da İsviçre’li Paracelcus, Hippokrat’ın ortaya attığı  tedavide benzerlik kuramını daha da geliştirerek  tekrar gün ışığına çıkardı.Yüzlerce deney ile desteklediği bu yaklaşıma   “homeopati” adını vererek  bilimsel bir çerçeveye oturtan Samuel Hahnemann 1796 da homeopati ile ilgili ilk kitabını yazdı.
 1810 yılında homeopatinin prensiplerini “Organon” adlı kitabında topladı ve 2 sene sonra
 Leipzig üniversitesinde homeopati öğretmeye başladı.  Hahnemann ın ölümünden sonra 
birçok tıp doktoru tarafından uygulanan homeopati 1849 Londra’da  ilk homeopati 
hastanenin  açılması ile İngiltere’de de tanınmaya başladı.
1800 lerin sonlarına doğru Amerika’da ilk homeopati  Tıp fakültesi kuruldu.
1900 lerin başında Amerika’da 22 homeopatik tıp okulu , 100 homeopatik hastane ve 1000 den fazla homeopatik ilaç satan eczane bulunmaktaydı. 
Stanford Üniversitesi, Boston Üniversitesi, New York Tıp Fakültesi gibi tanınmış okullar homeopati eğitimi veren okulların arasındaydı. 1920 lerde Amerikan tıp birliğinin kurulması ve ilaç firmalarının kullanımı kolay ve pratik  ilaçları piyasaya sürmesi ile homeopati Amerika’da geçerliliğini kaybederken eğitim kurumları birer birer  kapandı.
WHO, Dünya Sağlık Teşkilatı tahminlerine göre günümüzde 500 milyon kişi homeopati ile tedavi olmaktadir. Homeopati çağdaş tıp tan sonra en çok tercih edilen tedavi sistemi olarak  2. sıradadır. 
İngiltere, Fransa, Almanya ve Hollanda'da homeopati sağlık sigortası kapsamındadır.
Fransa'da 18.000 doktor homeopati ile tedavi 23.000 eczane homeopatik ilaç satmaktadır.
İngiltere'de doktorların %43 ü hastalarını homeopatlara yönlendirmektedir. İngiltere kraliyet ailesi 3 jenerasyonu aşkın homeopati ile tedavi olmaktadır.
Almanya'da doktorların %23'ü homeopati ile tedavi uygulamaktadır.
Hollanda'da doktorların %45'i homeopatinin etkili bir tedavi yöntemi olduğunu kabul edip, desteklemektedir. 
Hindistan'da 70.000 den fazla sertifikalı homeopat (tıp fakültesi homeopati bölümü mezunu), yüzlerce homeopatik hastane, klinik ve birçok homeopati bölümü olan tıp fakültesi mevcuttur.                                                                             
Günümüzde homeopatinin yaygın bir şekilde uygulandığı ülkeler ; Almanya,
 Avusturya Fransa,İngiltere, İskoçya,İsveç, Norveç,İsviçre, İtalya,Hollanda,
 Yunanistan, Belçika, Romanya, Macaristan, Bulgaristan, Rusya,
 İsrail,Ukrayna,Güney Afrika Cumhuriyeti, Yeni Zelanda, Avusturalya,Kanada,
 Pakistan,Meksika, Hindistan ve ABD dir.
Homeopatik ilaçların ucuz olması homeopatinin  tercih edilmesi için ana sebep olmakla birlikte hızlı yaşam ve hızlı çözümlere alışmış olan günümüz insanları için özellikle kronik hastalıklarda homeopatik tedavinin yavaş ve uzun sürede sonuca varması homeopatiye engel oluşturmaktadır.



LIPPE 'YE GÖRE HOMEOPATİ 'NİN 7 ALTIN KURALI








LIPPE'ye göre Homeopati'nin 7 kuralı

1) Hasta kişinin şikayetlerini giderecek olan homeopatik  ilaç, sağlıklı kişilerde o şikayetleri yaratabilen ilaçtır. Tedavi bu şekilde yapıldığında iyileşme hızlı, yumuşak ve kalıcı olur.

2) Organ ve dokulardaki patalojik değişimler hastalığın nedeni değil sonucudur. Hastalığın nedeni fiziksel değil dinamiktir.

3) Objektif veya subjektif, hastanın gösterdiği belirtilerin tümü, uygun ilaca işaret eden göstergelerdir.

4) Bir ilacın özelliklerini anlamanın tek yolu onu sağlıklı insanlar üzerinde test etmektir. Çünkü bir ilacı anlamak demek onun sağlığı nasıl etkilediğini (bozduğunu) anlamak demektir.

5) En iyi sonucu almak için ilaçlar iyileştirebilecekleri en küçük dozda, tek çeşit ve kuvvetlendirilmiş (seyreltilip çalkalanmış) olarak kullanılmalıdır.

6) Cerrahi uygulamaların gerekleri hariç olmak üzere ilaçlar asla yüzeyden uygulanmamalıdırlar. 

7) Klasik tıbbın kimyasal olarak etki eden ilaçlarını kullanmak aşağıdaki durumlarda uygundur: 
a) Bir hormonal bez cerrahi olarak alındığında o hormon dışarıdan verilebiir (örnek tiroid)

b) Sağlık seviyeleri çok düşük olduğu için tedavi edilmeleri mümkün olamayan hastaları rahatlatmak için

c) Bir akut hastalıkta homeopatın becerisi durumla başa çıkmaya yetmiyorsa ve hastayı rahatlatmak için başka çare bulunamıyorsa.

ORGANON'A GÖRE ŞİFA SANATÇISI HEKİM




Organon 'a göre Şifa sanatı ; İyi bir gözlemle fark edilen gerçek bulgular ve sistematik yaklaşım , iyileşmenin temelini oluşturur.


           
              Gerçek ve kalıcı bir iyileşme için bir hekimin ;

  • Her hastada , o hastaya özgü olarak neyin iyileştirilmesi gerektiğini net bir şekilde      görebilmesi


  • Her homeopatik  ilacın kendine özgü şifalandırma gücünün ve etkilerinin bilgisine sahip olması


  • Hastanın gerçek bulgularını görüp "seçtiği ilacı doğru miktarda ve doğru zamanlamalarla verebilmesi,  yani tek ilaç en düşük doz prensibi



  • Hastanın şifalanmasında ki engelleri görüp , bunları ortadan kaldırması için hastayı uyarması gerekir. 



          Ancak  o zaman bir hekim gerçek bir "şifa sanatçısı " Heilkunstler" olur.

18 Aralık 2014 Perşembe

HAMİLELİKTE VE ÇOCUKLARDA HOMEOPATİ

Anne adayları  , hamilelik süresince homeopatik tedavi alabilirler . Doğumda ve lohusalıkta ise, hem anne adayları hem de bebek açısından homeopati daha bir önemlidir. 
Homeopati annenin post-partum depresyonundan , hamilelikteki mide bulantılarında yada hamilelikte ki acut durumlarda çok rahatlıkla kullanılabilir. 
Sonrasında emzirme dönemi sorunlarında bebeğin gaz ve diş çıkarma gibi sıkıntılarında da büyük destek sağlar.


Çocuklarda Homeopati doğumdan itibaren başlar ve güvenle kullanılabilir. Ama zaten yeni doğanda çok extrem bir durum olmadıkça kullanmayız. Çünkü çocukların yaşam güçleri zaten en güçlü düzeydedir. 
Erken dönemde ; homeopati ile bebeklerin herhangi bir sorunda ,kimyasal ilaç kullanmalarına gerek olmadan tedavi edilebilmelerini sağlarız. Çocukların sağlıklı bir erişkinliğe taşınmasına homeopati ile yardımcı olmuş oluruz .


Zaten çocukluk hastalıkları ; ör. soğuk algınlıgı ,ishal, ateş deri döküntüleri vs. 
organizmanın ve yaşam enerjisinin kendini temizleyerek güçlenmesi için ortaya çıkar. 
Bu hastalıkların kimyasal ilaçlarla  bastırılması
ileride kronik hastalıkların ortaya çıkmasına zemin hazırlar. 

HOMEOPATİYE GİRİŞ

                                                   
HOMEOPATİ

Öncelikle ; Sağlık nedir  ?

*Sağlık " sadece hastalığın yok edilmesi durumu değil , bütünüyle fiziksel ,zihinsel ve sosyal olarak iyi olma halidir.
*Sağlıklı insan kendisi ile çevresi ile ve Tanrısı  ile iyi ilişkide olmalıdır der .(Vangelis Zaffirio  )

HOMEOPATİ NİN TEMELİ

*Holistik bir tedavi yöntemidir. Holistik yani kişiye göre tedavi demektir
*Homeopati Doğal ,yan etkisiz ve bütüncül bir tedavi yöntemidir.

 Homeopati nin en önemli kavramı yaşam enerjisidir. İnsan doğuştan bir yaşam enerjisine sahiptir ve yaşam enerjisindeki bozulma hastalık sebebidir. 

*Homeopati ,yaşam gücünü dengeleyerek vücudun kendini doğal olarak iyileştirmesine yardım eden bir tedavi sistemidir.

 HOMEOPATİ BUNU NASIL YAPAR  ?

*Homeopati nin temel ilkesi "Benzer benzer ile tedavidir''. 
Buna göre sağlıklı insanda hastalık belirtileri oluşturabilen herhangi bir maddenin çok düşük dozları , hasta bir bireyde bu belirtileri ortadan kaldırıp iyileşmeyi gerçekleştirir.

*Homeopatik tedavinin temel kuralı hastaya verilen homeopatik ( doğadan elde edilen ) ilacın hastalık semptomlarını taşıması  ve çok düşük dozda ve tek ilaç kullanılmasıdır.

*Aynı hastalığa her birey değişik tepki verir. Homeopati de hastalık yoktur hasta vardır. Tedavi kişiye özgüdür .
*Homeopati deki temel amaç , hastaya zarar vermeden ılımlı ve güvenilir bir yolla hastalığı tümüyle ve kökten iyileştirmektir. 

HOMEOPATİ NASIL ETKİ EDER ?

Hastalık belirtilerini baskılamaya yönelik tedavi biçimleri yaygın olarak kullanılmaktadır. Yani Allopatik tıpta  günümüzdeki tedavi yönteminde . Bu tür tedaviler vücudun kendi kendini iyileştirebilme özelliğine hasar verir.  Sonuçta organizma dışarıdan yardım almadan hastalığın üstesinden gelememeye başlar.
Ama eğer hastalıkla benzer belirtiler oluşturan Homeopatik ilacını kullanır isek vücudun kendini iyileştirme gücünü (yaşam gücünü ) harekete geçirmiş oluruz.  Organizmanın bu muazzam gücü , hastalık belirtilerini kendi kendine ortadan kaldırarak iyileşmeyi doğal yolla sağlamış olur.
*Böylece hiç bir kimyasal ilaç kullanmamıza gerek kalmaz.
*Homeopatinin kurucusu Dr. Hahnemann a göre " hastalık , kişi deki semptomların (belirtilerin )bütünüdür. Bu semptomlar ise yaşam gücünün dengesindeki bozulmanın bir dışa vurumudur. Homeopatik tedavi ile de bu yaşam gücümüz dengelenir ve bu yolla hastalık semptomlarının ortadan kalktığını ve hastalıklarımızın bir bölümü değil bütününün sırayla iyileştiğini  görürüz.

*Yok edilmiş hastalık da sağlık demektir.

Homeopatik ilaçlar bitkiler , hayvanlar , mineraller ve hastalıklı dokular gibi doğal kaynaklardan elde edilir. Homeopatik ilaçlar belli oranda seyreltilerek etkili olabilecek en düşük dozda kişiye uygulanır. 
Günümüzde 3500 den fazla homeopatik ilaç bilinmekte ve kullanılmaktadır. Homeopatik ilaçların yan etkileri yoktur ve alışkanlık yapmazlar. 
Yetişkinlerde uygulandığı gibi çocuklarda ve hayvanlarda çok rahatlıkla kullanılabilir. Cerrahi müdahale dışında ki tüm rahatsızlıklarda homeopati kullanılabilir. Hatta ameliyat ve operasyonlar sonrasında homeopatik remedy alan hastalarda dokuların çok çabuk iyileştiği görülmektedir.

HOMEOPATİ TEDAVİSİ NASIL UYGULANIR ?
İlk Anemnez ilk görüşme sırasında homeopatınız doğru ilacı saptamak için hakkınızda herşeyi bilmek isteyecektir. Sizin ile ilgili her şey hastalığınızın semptomları ile ilgili her şey ailenizin geçirdiği tüm hastalıklar yani yatkınlıklarınız (miasmanız ) a kadar detaylı bir anemnez yaklaşık 3 saat hatta daha uzun sürebilmektedir.
 Homeopatınız ilacınızı belirler ise alacağınız remedyniz tek doz dur . Daha sonra tamamlayıcıları olabilir hasta ve semptomlarına bağlı.İlacı almadan 20 dk. önce dişlerinizi fırçalamıyorsunuz ,sigara dahil ağızdan hiç bir şey almıyorsunuz.

Homeopatik tedavi süresince mentol içeren sakız , kozmetik ürünleri, naneli yiyecekler ,bitki çayları  kahve ,okaliptüs yağı , kafur içeren kremler asla kullanmıyoruz. Çünkü  homeopatik ilaçlarımızın kesin olmamakla birlikte  antidontlanma ihtimali var .  Tüm keskin kokulu maddelerden uzak duruyoruz.

İlacı aldıktan sonra kendinizde bedensel veya zihinsel bir takım değişiklikler hissedebilirsiniz. Örneğin şikayetleriniz geçici ve kısa süreliğine artabilir. Kendinizde yorgunluk halsizlik ve uyku hali hissedebilirsiniz.  Mide bulantısı baş ağrısı da görülebilir. Ciltte sivilcelenme ,vucut akıntılarında artma Burun akıntısı ,nezle, kaşıntı veya her hangi bir akıntının ortaya çıkması . Bu da  ilacın "bahar temizliği "etkisinin başladığını gösterir. Bu belirtilerin hepsi geçicidir. Bu semptomları bu dönemde asla baskılayıp yok etmeye çalışmıyoruz.
                                                                     

 Bu tedavinin normal olarak başladığını gösterir. Bu dönem geçtikten sonra olumlu değişiklikler olmaya başlayacaktır.